Kızıldere Katliamının 35. yılı

Denizlerin idamını engellemek için NATO üssünde görevli İngilizleri kaçıran Mahir Çayan ve arkadaşları, 35 yıl önce katledildi.

HABER MERKEZİ 35. yıl önce bugün Tokat’ın Niksar ilçesinin Kızıldere köyünde Mahir Çayan ve arkadaşları güvenlik güçleri tarafından katledildi. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın idamlarını engellemek için NATO dinlenme üssünde görevli İngilizleri kaçırmaları üzerine jandarma Çayan ve arkadaşlarına operasyon düzenlemişti.

İdamları engellemek istiyorlardı
1972'nin ilk aylarında THKP'nin İstanbul'daki asıl örgütlenmesinin büyük ölçüde teslim alınmasının ve yoğun baskı ortamında Ankarada'da barınmanın mümkün olmadığının ortaya çıkmasının ardından, partinin merkezinden geriye kalan Mahir Çayan ve Ertuğrul Kürkçü, THKO üyeleri Cihan Alptekin ve Ömer Ayna ile birlikte, partinin Doğu Karadeniz'deki çalışma alanına geçmek üzere gizlice Fatsa'nın Yapraklı köyüne yerleştiler.

Cezaevinden kaçışın ardından, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'ın idamlarının engellenmesi hedefine kilitlenen Çayan ve arkadaşları, idamları önleyecek yasal yolların tıkanması durumunda, NATO dinlenme üssünde görevli İngilizlerin rehin alınmasını kararlaştırdı.

12 Mart sonrasında Sıkıyönetim Komutanlığı Anayasa Mahkemesi üzerinde yoğun bir baskı kurmuştu ve yasal süreçlere güvenmek mümkün olmaktan çıkmıştı. Grubun kentle olan bağlantısının kopması üzerine, henüz hazırlıkların tamamlanmadığı bir sırada, 25 Mart 1972 gecesi, Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ertuğrul Kürkçü, Hüdai Arıkan ve Ertan Saruhan, İngiliz teknisyenlerin Ünye'de kaldığı apartmana keşif yapmaya gittiler. Gece İngilizleri kaçırmayı düşünseler de, koşullar yüzünden eylemden vazgeçerek geceyi Ünye'de bir tanıdıklarının evinde geçirmeye karar verdiler.

26 Mart sabahı devlet güçleri, kalabalık bir komando birliği ile Fatsa'yı kuşatarak aranmakta olan THKP-C ve THKO militanları hakkında bilgi almak için grubun Fatsa'da deşifre olan ilişkilerini işkenceye aldı.

Arkadaşlarının işkencede olduğunu öğrenen grup, İngiliz görevlileri de kaçırarak, arkadaşları Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Saffet Alp ve Ömer Ayna'nın bulunduğu Kızıldere köyüne ulaşmaya karar verdi.

NATO üssündeki İngilizler rehin alındı
Yapılan keşifin ardından eylem gerçekleştrildi, üç İngiliz görevli rehin alındı, kalanlar etkisiz hale getirildi ve Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ertuğrul Kürkçü, Hüdai Arıkan, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy ve Nihat Yılmaz, İngilizlerin aracı ile Kızıldere köyüne doğru yola çıktılar. Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz arabayı uygun bir yerde terk ederek Ankara ya da İstanbul'a gitmekle görevlendirildi ve grup Kızıldere köyüne giden toprak yolda aracı terk etti.

27 Mart sabahı köye ulaşan ve ağıllarda sabahlayan grup, arkadaşlarının kalmakta olduğu muhtarın evine ulaştı. Aynı sabah İngilizlerin evine gelen hizmetçinin ihbarı üzerine durumdan haberdar olan güvenlik güçleri, bölgede topçu keşif uçakları ve helikopterlerle geniş bir arama çalışması başlattı. Köye gelen ilk grubun ilişkilerinin deşifre olması ve Niksar'daki bağlantının 29 Mart'ta yakalanması üzerine güvenlik güçleri grubun köy civarında bulunduğunu ortaya çıkarttı. Aynı gün uçaklar köyün girişinde aracın izlerini tespit ettiler.

30 Mart 1972 günü sabah 05:00'te muhtarın, evine bilgi almak için gelen jandarmalara önceden hazırlanmış ihbar mektubunu teslim etmesi üzerine operasyon başlatıldı.

Evin ve köyün binlerce komando tarafından sarılması üzerine grup, taleplerine karşılık verilmez ve yaylım ateşi açılırsa rehineleri öldürüp çarpışma kararı aldı.

Evin giriş ve çıkışları hububat ve un çuvalları ile tahkim eildi ve çatıya delikler açılarak çevre gözetlendi. Güvenlik güçlerinin İngilizlerin kendileri ile konuşturulması talebine olumlu yanıt veren grup, rehineleri çatıya çıkardı. Mahir Çayan, Ertuğrul Kürkçü, Cihan Alptekin ve Saffet Alp görüşme için çatıda beklerken, gruba makineli tüfeklerle ateş açıldı. Üç kişi deliklerden eve atlamayı başarırken, Mahir Çayan başından yediği altı kurşunla can verdi.

Ardından karar gereğince teknisyenler öldürüldü ve savunmaya geçildi. Ancak hedeflerin menzil dışında olması nedeniyle etkisiz kalan grup, kerpiç evde duvarları delen ağır ateşin hedefi oldular. Ömer Ayna gözünden, Cihan Alptekin karnından vuruldu. Fiilen kurşuna dizilen devrimciler faşist güçlerle görüşmeyi redderek kendilerini savunmak üzere sahanlıkta toplandılar ve el bombalarını hazırladılar. Ancak roketatarlarla yapılan saldırıda sahanlık isabet aldı ve yıkılan bölümde hayatını yitiren kişinin elinden serbest kalan el bombası patlayarak bir dizi patlamaya neden oldu. Ertuğrul Kürkçü dışındakilerin önemli bölümü hayatını kaybederken, ateşin kesilmesi üzerine eve giren güçler can çekişen Saffet Alp'i kurşuna dizdiler. Evin girişindeki samanlığa saklanan Kürkçü, faşist güçlerin muhtarın verdiği sayı ile ölü sayısının tutması üzerine köyden ayrılması sayesinde hayatta kalabildi.

Ancak babasının cesedini tesbit edememesi üzerine yapılan aramada, saklandığı samanlıktan ayrılamamış olan Kürkçü ağır yaralı olarak yakalandı.

Bu koşullar altında teknisyenleri ve devrimcileri sağ olarak ele geçirmenin askeri olarak mümkün olduğu belirtilmiştir. Ancak birarada kıstırılmış önderliğin bir an önce temizlenmesi hedefiyle hareket eden Türkiye kapitalizmi, devrimcileri tereddüt etmeden öldürmeyi tercih etmiştir.

Tarihe "Kızldere Katliamı" olarak geçen olay ile 68 hareketinden çıkan devrimci demokrat geleneğin ilk önder kuşağı ortadan kaldırıldı. Bu katliamın devrimci demokrasi üzerindeki etkisi ağır oldu: THKP-C ve THKO önderliğini yitirmekle kalmadı, iki örgüt de atomize olarak kısa sürede dağıldı. Düzen katliamı maniple ederek "polisye vaka" olarak sunmaya gayret ederken, operasyonun siyasi niteliği hasır altı edildi.

1974 Affının ardından THKP-C örgütünün geleneğine ilk elden sahip çıkacak tek bir kişi dahi bulunmuyordu ve bu olgu, hareketin çok sayıda türev ve varyanta kaynaklık etmesine neden olacaktı.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !